Anasayfa Güzellik-Moda Sağlık Diyet-Spor Aile-Çocuk Aşk-ilişkiler Yaşam Mutfak Astroloji Forum Galeri
AddThis Social Bookmark Button

Rujlu Burç

Loading feeds...
 Cinsellikte Acı Duyma

Cinsellikte Acı Duyma

Kadınlarda...

Gebelikte Bulantı ve Kusma

Gebelikte Bulantı ve Kusma

Günlük yaş...

Neden İnsanları Kırarız

Neden İnsanları Kırarız

İnsanları ...

Yıllık kontrollerimi ne sıklıkta yaptırmam gerekir?

Yıllık kontrollerimi ne sıklıkta yaptırmam gerekir?

Menopozun ...

Cilt ve Vücut Bakımı
Resim
Erkekler de 'güzel' olmak istiyor!
Estetik tercihleri cinsiyete göre değişirken,   en çok yaptırılan ameliyatlar...
Resim
Selülit Tipi ve Derecenizi Öğrenin!
Sağlıklı  zayıfalama ve Antiaging uzmanı Dr.İsmail Ağar  her bahar başı yaşanan bu...
Makyaj
Resim
Tazelemeye gerek kalmasın, makyajın hiç akmasın
Akan rimeller, bulaşan fondötenler, 10 dakikada kaybolan rujlar… Bu gibi sorunlar keyfini...
Resim
Kırmızılı kadınlar daha çekici !
Gerçekten aşkın rengi kırmızı mı?  Uzmanlar merak içinde bunu araştırdı.Araştırmaya...
Moda
Resim
2010 Paris Moda Haftası başladı
Moda haftalarının assolisti olarak bilinen Paris Moda Haftası, en büyük yeteneklerin ve dünya...
Resim
Çanta alırken bunlara dikkat!
Kullanacağınız yerlere göre farklı boyut ve ağırlıkta çantalar almak en önemli nokta......
Saç Bakımı
Resim
Evde saç boyama tekniği
Kuaföre gitmekten bıktıysanız ya da yaratıcılığınızı...
Resim
Saç Sorunları ve Çözümleri
Özellikle stres ve yoğun rejim dönemlerinde vitamin ve mineral eksikliği, güneş, klorlu su,...
Aklımı Kaybettim. HÜKÜMSÜZDÜR!
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Hayatın anlamı üzerine yazılan binlerce yazılar..Hayat nerdedir?Nedir acaba?Yaşadıklarımızdan aldığımız dersler midir..kazandığımız tecrübelerimiz mi..Harika bir hayat yaşamış, ve ardından beyaz atlı prensini bekleyen genç kızlar gibi güzel ve huzurlu bir yaşlılığı hayal ederken, aslında  hiçde öyle olmayacak bir hayatın yaklaştığının farkına varmak nasıl bir duygudur acaba?

Ya da o duygunun bile farkına varamamak?

Bir an yaşlandım ve düşündüm;

Hayal kırıklığıdır, acıklıdır, demek gelse de içimden susuyorum.Biliyorum çünki bundan çok daha fazla tonlarca şey var söylenecek..

Kimse geliceği hakkında kötü hayaller kurmasa da, yaşlılığımız hayal ettiğimi şekilde gerçekleşmeyebilir.İsmimizi duymayalı yıllar olur, artık bize dede, nine gibi büyük sıfatlar ile seslenilir.Arkadaşlarınız çoktan gitmişken biraz daha yaşadığımız için  şanslıyızdır. Şanslımıyız gerçekten? Bunun cevabını veremem, ama aklım yerinde ise, iyi kötü anılarımla, hayallerim ile mutlu olabildimse Evet! Ben Şanslıyım! bunu hepimizin söyleyebilmesi için önlemimizi şimdiden alalım!

 

Yaşlılık biyolojik olarak 65 yaş sınırı ile başlar.65 yaş sonrası artık yaşlı kategorisindedir kişi. Beyin müthiş bir organ bilmeyen yok. Hayatımızın ikinci yılında günde 50 kelime öğreniriz. Müthiş bir hızdır bu. Özel bir çaba istemez, kendiliğinden olur. Adeta bir sünger gibidir beyin. Öğrendikçe sinir hücrelerinin bağlantı sayıları artar. Artık her tecrübe her görüntü kaydedilir, yeniden şekillenir değişik tecrübelerle.
.İlk olarak 1906 yılında .Dr. Alois Alzheimer tarafından tanımlanmış olan Alzheimer hastalığında beyin adeta tüm muhteşemliğini adım adım kaybeder. Hatıralarınız, en yakınlarınız, arkadaşlarınız ve bizzat kendiniz silinip gidersiniz beyin veri bankalarından. Koca bir hayat yaşanmıştır ama yaşanmamış gibidir. Evden çıkamazsınız, çıksanız bile geriye yolu bulamazsınız. Yaşlılığın bir de böylesi vardır işte. Milyonlarca insan bu zor durumdan ne yazık ki çok çekmektedir günümüzde

Beyin hücreleri ölmektedir saat saat, gün gün. Beyinde bir tabakalaşma söz konusudur. İnce ince, katman katman bir yapı birikir. Bu yapının sebebi elbette bır takım proteinlerdir. Proteinlerin birikimi zamanla hücreler arası iletişimi bozduğu gibi hücrelerin bizzat kendisinin de ölümüne neden olmaya başlar
Alzheimer öldürmez diye bir laf dolaşır halk arasında ama bu gerçek değildir. Alzheimer genelde önce beynin hafıza ve öğrenme kısımlarını çökertirken hemen ardından ya da eş zamanlı düşünebilme ve planlama yapabilme kısımlarının fonksiyonlarını bertaraf eder. Sonrasında hastalık yayılır. Hayatsal faaliyetlerin olduğu bölgeler de zarar görmeye başlar. 8-20 yıl arası bir zaman içinde hayat sonlanır
Şu anda hastalığa çözüm yolu bulunmamaktadır. Hani meselâ oluşan protein tabakalarını yok etmek ya da oluşmasını engellemek düşünülen çözüm yolları arasında. Bilim bu konular üzerine epey kafa yoruyor. Genlerin birbiri ile olan ilişkisinin anlaşılması, hastalığın mekanizmasının daha da çözümlenmesine imkân verirken, nokta hedef diyebileceğimiz bir takım ilaçlar geliştirilecek ve hatta geliştirilmekte günümüzde
Fakat şu an için çözümü olmayan bir hastalık Alzheimer. Tıbbi literatürü ve gelişmeleri gözlemleyince, çözüm 2020'li yıllardan önce bulunur diye tahmin ediyorum. Özellikle hastalıkların mekanizmasında tıpkı bir yol haritası gibi genlerin fonksiyonları ve birbirleri arasındaki ilişkiler daha da ortaya çıkarıldıkça belki de çözüm süreci daha da kısalacak
Nasıl bir hastalık bu
Alzheimer hastalığı her hastalık gibi elbette yıpratıcıdır. Ama özellikle etkilerini çok dramatik buluyorum. Bu tıpkı hani telefonda sesiniz karşı tarafa tam ulaşmadığında ya da sesinizi tam tanıyamadığında ortaya   çaresizce kendinizi anlatma çırpınmanızdaki hisse benziyor. Düşünsenize, telefonda önce isminizi söylüyorsunuz. Karşı taraf alamıyor sesinizi. Sona doğru artık  Ben oğlun... Oğlun yahu...derkenki gibi bir duygu. Sizi en iyi tanıyan insana kendinizi tanıtma zorunda kalma anı gibi. Hasta kişi ile yaşayanların zorluğu elbette çok daha büyük ama o tanıtamama hissine en yakın örnektir bu.

Ne yapmalı? Yapılacak şeyler şimdilik ilkel de olsa yok değil. Diyetimize dikkat ederken vitamin desteği almak. Vitamin konusunda doktorumuza danışmak elbette. Egzersiz yapmak. Stresimizi kontrol altında tutabilmek.Sürekli stres altında olmak vücudumuzda bir takım hormonların tekrar tekrar salınmasına sebep oluyor ki bunların sürekli salınımı vücutta istenmeyen gelişmelere ve hasarlara yol açıyor. Sistem içinde uyarı olsun diye salınması gereken bir takım moleküllerin sürekli salınması hiç iyi bir şey değil.
Bir örnek vereyim bu gereksiz fazlalığa; kolesterol, vücudun son derece ihtiyaç duyduğu önemli bir molekül. Ama günümüzde son derece dikkat edilmesi gereken bir duruma geldi. Sebebi de bu kolesterolü öylesine yüksek dozda ve sürekli dışardan almaktayız, ki fazlalığı kalp hastalıklarına, damar sertliğine yol açıyor.Her şeyin fazlası zarar sözü de tam buraya uygun düşüyor galiba.O yüzden sürekli stres altındaysanız, biraz aklınızı kullanın ve kendiniz için yaşayın bu hayatı, başkaları için değil.

 


Zaten siz kendinize özen göstermiyorken, o zaman başkalarının size özen göstermemesine de hiç üzülmeyin..

 


Benzer Konular


Yorum ekle