testx

Mega kentler, mega “köy” mü oluyor?0 Yorum

Mega City Of Future 300x187 Mega kentler, mega köy mü oluyor?Sosyal bir varlık olan insan, son yıllarda kırsaldaki yalnızlığını ve yoksulluğunu kentlere göç ederek giderme eğilimine girmiş, kentlilik artık toplumsal bir statü ve üstünlük unsuru olmuştur. Kentli, kentte yaşayan ve kentin kendine özgü kültürünü benimsemiş olan, kırın yaşam biçimlerinden farklı bir yaşam biçimi sürdüren, geçimini tarım ve hayvancılık dışındaki faaliyetlerden kazanan kişidir[1].  Kent, sınırları içinde yaşayan insanların tarım ve hayvancılık dışındaki uğraşlarla geçindiği, sosyal ilişkilerin ve nüfusun kırsaldan daha yoğun olduğu, günlük hayatın ve insan ihtiyaçlarının giderilmesinin kolaylaştığı alanlarıdır.

Kentleşme ise bir çok kentin oluşturduğu daha geniş alanları ifade eder. Daha geniş anlamı ile kentleşme sanayileşme ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak kent sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında, artan oranda örgütlenme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim sürecidir[2].

Yüzyıllardır dünya nüfusunun çoğunluğunu kapsayan kırsal nüfus günümüzde kentli olma yolunda ilerlemektedir. Tabi kentli olurken sorunları, umutları, umutsuzlukları beraberlerinde getirmektedirler. Peki ne oldu da insanlar kentlere akın etmeye başladı? Kentler neden bir çekim merkezi oldu?   Bu soruların cevabını sosyal ve ekonomik sebeplerde aramamız gerekmektedir.
Sosyal Sebepler

Nüfus yoğunluğunun dağınık olduğu kırsalın sosyal bir varlık olan insanlarda oluşturduğu yalnızlık duygusu ve bu duygunun giderilmesine duyulan ihtiyaç,
Kırsal hayatın fizik gücüne dayalı olmasının insanlarda meydana getirdiği yorgunluk ve imkansızlıkc.  Kent hayatının daha kolay, kaliteli oluşu ve insan ihtiyaçlarını giderici her faaliyet ve ürünün kolaylıkla bulunabilmesi,
Kırsalın doğa olaylarından daha çok etkilenmesinin insan hayatına getirdiği olumsuzluk. (Kar, çığ, erozyon, sel vb.)
Yeni neslin kentin cazibesine kapılması sonucu köyleri terk etmeleri.

Ekonomik Sebepler

Tarım ve hayvancılığın önemini ve ekonomik değerini yitirmesi, yeni iş alanlarının yaratılamaması,
Tarımın makineleşmesi ve üretilen ürünlerin ucuzlaması sonucu meydana gelen işsizlik ve yoksulluk,
Kentlerde gelişen sanayinin istihdam yaratması ve insanların daha kolay iş bulabilmesi,
Yeni neslin kırsal hayatı sevmemesi, geleneksel ekonomik anlayışı kabul etmemeleri,
Kentlerde teknolojik gelişmelere daha kısa sürede ve kolay ulaşılması,
Kentin alt yapı ve ulaşım imkanlarının daha gelişmiş oluşu,
Miras yolu ile, işlenecek toprakların giderek küçülmesi ve bir aileyi geçindirecek oranda üretimin yapılamaması.

Yukarıda görüldüğü gibi toplum yapısındaki ve ekonomideki değişmelerle ilgili bulunan kentleşme, artık günümüzde mega kentlere dönüşmüş durumdadır. Dünyada 1980-1998 döneminde kentlerde yaşayan nüfusun toplam dünya nüfusuna oranı %40’dan %46’ya çıkarken bu artışın 2025 yılında %60 olacağı tahmin edilmektedir [3] .  Bu rakam gelecekte kentleri mega köylere mi dönüştürür, yoksa alınacak tedbirlerle yaşam kalitesi daha yüksek süper kentlere mi dönüştürür bilemiyoruz. Bu tamamen devletlerin uygulayacağı kentsel dönüşüm politikalarına bağlıdır. Halihazırda kentleşme ile insan hayatına çeşitli sorunlar girmiş bulunmaktadır. Bu sorunlar

Kentler hızlı nüfus artışına paralel, yapılaşma ve alt yapı yatırımları yapamadığından, trafik yoğunluğu artmakta, ulaşım aksamakta, yağan yağmurlar sele dönüşmekte dolayısıyla insanlar zor durumda kalmaktadırlar.
Arz-talep dengesi paralelinde konut, kira ve arsa fiyatları artmakta, bu da insanların alım gücünü düşürmektedir.
Arz fiyatlarının artması gecekondulaşmayı beraberinde getirmiş, bu da insanların kırsal alışkanlık ve kültürlerini kentlerde devam ettirmelerine neden olmuş, kent kültüründen uzak kalmalarını sağlamıştır.
Nüfus olarak aşırı büyüyen kentlerde meydana gelen işsizlik sorunu yeni sorunları beraberinde getirmiştir. Hırsızlık, gasp, uyuşturucu ve kadın ticareti, kapkaç, dilencilik gibi asayiş olayları  kentlerin en büyük sorunları haline gelmiş, insanların yaşam kalitesi düşmüştür.
Çevre kirliliği artmış, yeni yerleşim alanları açmak için kentlerin etrafındaki yeşil alanlar ve ormanlar yok edilmiş, sular kirletilmiş, sonuç olarak kirli su içen, yağmur almayan, filtresiz bacalar sonucu kirli hava soluyan kentler meydana gelmiştir.
Kentleşme çekirdek aile yapısını bozmuş, gençler özgürlük adına uyuşturucu bağımlısı olmuş, ekonomik sorunlar aileleri parçalamıştır.
Ar ve haya duyularını yitirmiş, özgürlük adına başkasının özgürlüğünü gözünü kırpmadan ihlal eden, hiç kimseden çekinmeyen ve korkmayan kaybolmuş nesiller türemiştir.
Yukarıda belirtilen etkenler, mutsuz, yalnız yaşayan, stresli ve anti sosyal insan profili geliştirmiştir.

Kısaca değindiğimiz bu olumsuzlukları gidermek için alınacak tedbirleri ise şöyle sıralayabiliriz:

Kentten köye geri dönüş için teşvik edici tedbirler alınmalıdır. Öncelikle kırsalın alt yapı sorunları giderilmelidir. Sonra insanlara barınacak ev, işleyecek toprak, besleyip sattığında gelir elde edebilecek şekilde hayvan verilerek, köylerine dönüş sağlanmalıdır.
Kırsaldan kentlere göçü önlemek için etkin tedbirler alınmalıdır. İnsanları bulundukları yerde kent imkanlarına yakın imkanlar sunulmalıdır. Kırsal cazibe merkezi haline getirilmelidir. Örneğin, altyapı sorunları olmamalı, teknolojik gelişmelere kısa sürede ulaşıcı tedbirler alınmalıdır. Tabi bunun için toplu yerleşimler özendirilmelidir.
Gelecekte aç kalmamak için, tarım ve hayvancılık özendirilmeli, ekonomik değeri artırılmalı, gerekirse sübvanse edilmelidir.
Herkes kentli olamamalı, kentte yaşamanın bir bedeli olmalı ki insanlar kentin çekim gücünden uzak dursun ve bulunduğu yerde hayatını sürdürsün.
Suçlularla etkin mücadele edilmeli, cezasız suç olmamalı. Verilen cezalar etkili olmalı.
Çekirdek aile yapısının korunmasına özen gösterilmelidir.
Sanayi kentlerde toplanmamalı, ülke sathına yayılmalıdır. Bunun için iş adamlarını teşvik edici her türlü tedbir alınmalıdır.
Gecekondulaşma önlenmeli, kentsel dönüşüm projelerine hız verilmelidir.
Her türlü çevre felaketini önleyici tedbirler gecikmeden alınmalıdır.

Sonuç olarak mega kentlerin mega köy olmaması için devlet ve yerel yönetimlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Yukarıda sorunları ve giderici tedbirleri yüzeysel olarak ortaya koyduk. Devletler ve kurumlar bu analizleri daha derinleştirerek insan merkezli ve bilimsel olarak yapmalı ki kentlerin sorunları çözümlenebilsin ve insanlar geleceğe daha güvenle bakabilsin.
[1] Erten, Metin, Nasıl Bir Yerel Yönetim, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1999, s.30
[2] Erten, a.g.e., s.31
[3] Worldbank, World Devolopment İndicators 2000

testx

Yorumla