Anasayfa Güzellik-Moda Sağlık Diyet-Spor Aile-Çocuk Aşk-ilişkiler Yaşam Mutfak Astroloji Forum Galeri
AddThis Social Bookmark Button

Rujlu Burç

Loading feeds...
Aile Tutumları ve Çocuk Gelişimi Üzerine Etkileri

Aile Tutumları ve Çocuk Gelişimi Üzerine Etkileri

Eğitimcile...

Hamileyken çalışmaya nasıl devam edilir?

Hamileyken çalışmaya nasıl devam edilir?

Pek çok ka...

Sünnet için geç kalmayın!

Sünnet için geç kalmayın!

Toplumumuz...

 0-5 yaş en kritik dönem!

0-5 yaş en kritik dönem!

Bu dönemle...

Anne Rehberi
Resim
Sorunları sadece siz mi üstleniyorsunuz?
Eşinizle ve çocuklarınızla ilişkilerinizde zaman zaman sıkıntıya mı düşüyorsunuz?...
Resim
Gebelikte Hangi Tür Balık Yenmeli
Büyük balıkları yüksek civa içerdikleri için genellikle önerilmemektedir.   Ton...
Çocuk Rehberi
Resim
Agu agu gag a?
Eğer bebeğinizle “bebekçe konuşurken” kendinize gülüyorsanız, rahat olun.   Çok...
Resim
Çocuğunuza Sevginizi Gösterin
Sağlıklı bireyler huzurlu ve mutlu aile ortamlarında yetişirler.   Çoğucuğunuzun...
Eğitim
Resim
Yaz Okulunu neye göre seçmeliyiz?
Yaz okulunun faydaları eğitim yönünden olan değerleri, biraz daha kapsamlı ve öğrencinin...
Resim
Çocuklarımızı Hayata Hazırlayalım!
Çocukları eğlendirirken eğitebilmek, onları hayata hazırlamak, doğruya ve güzele yönelten...
Çocuk Sağlığı
Resim
Sünnet AIDS’ten Koruyor - Aids
Sünnetin, AIDS bulaşma riskini yarı yarıya azalttığı bildirildi.PARİS - “The Lancet”...
Resim
Çocukları güneşe maruz bırakmayın
Güneş ışınlarının çok etkili olduğu öğle saatlerinde çocukların güneşte kalmaması...
Sevgi ve Nefret İlişkisi
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 


Ya da bir kız çocuğu annesi tarafından çok sevilirken nasıl olur da ondan nefret ettiğini söyleyebilir?
Bütün samimiyetiyle seven ve tertemiz duygularla sevilen anne ve babalar ile evlatları arasında neden böyle bir uçurum oluşur? İki taraf da birbirini çokça severken neden bir gün bu duygular nefrete dönüşür?
Bu ve benzeri sorular etrafında düşünürken meselenin köküne inmekte fayda var. Bence meselenin özü âile modeli… Yani fertlerin birbirine sevgi ile bağlı oldukları birliktelik olan âilenin bu fertlerin her biri üzerinde meydana getirdiği otorite/bağlılık/bağımsızlık…
Meseleyi biraz daha açacak olursak;
Âile fertleri birbirine sevgi ile bağlıdır. Herkes birbirine duyduğu sevginin üstüne titrer. Onun yara almasını önlemeye çalışır. Bu anne ve babanın çocuğa karşı olan duyguları açısından böyle olduğu gibi çocukların anne-babalarına karşı besledikleri duygular için de geçerlidir. Anne-babalar evlâtlarını evlâtlar da anne-babalarını severler. Ancak…
İki taraftan biri özellikle anne ve babalar bu sevgi duygularını evlatlarını sınırlamak aşırı sahiplenmek veya aşırı korumak için kullanmaya başlarlarsa çocuklar üzerinde bir paradoks meydana gelmeye başlar. Bir taraftan bu sevgiyi kaybetme korkusu diğer taraftan da iç dünyasının istek ve hayalleri… Küçük yaşta bu duygu gelgitleri belki çok fazla belli olmaz ancak çocuk gençliğe adım attıkça iki kutup arasında gidip gelmeye başlar.
Artık kendi işlerini kendisi görmek isteyen genç anne ve baba tarafından frenlenir ve ona küçük bir çocukmuş gibi davranılmaya devam edilir. Hâlbuki çocuğun yaşıyla orantılı bir şekilde yaptığı işler ve sorumlulukları da değişmelidir. Fakat anne ve babanın gözünde o hâlâ çocuktur. Genç gereğinden fazla küçümsenir ve ilgiye boğulur. Âdeta bir esârete dönüşen bu sevgi/ilgi genci özgürlüğünden mahrum etmeye başlar.
Artık “bağımlı bir sevgi modeli” oluşmuştur. Bu model ise gencin duygu ve düşünce dünyasının gelişmesini desteklemekten çok engeller bir vaziyet almıştır. Gencin rûhu âdeta bir cendereye sokulmuştur.
Bunun tersi de mümkündür. Yani çocuğun ilgi sevgi ve destek beklediği dönemlerde ona karşı kayıtsız kalan ihmalkâr ve önemsemez bir şekilde davranan anne-babalar da onların iç dünyasında büyük bir yıkıma yol açmış olurlar.
O hâlde yapılması gereken çocuğu her yaşta sevgi ile beslemektir. Ancak onun yanında olduğumuzu hissettirmek için evladımızın yapabileceği ve yapması gereken iş ve sorumlulukları sırtlanmamız gerekmez. Aksine onu bu iş ve sorumlulukların üstesinden gelebileceği husûsunda cesaretlendirmeli ve sadece onun boyunu aşan noktalarda devreye girmeliyiz. Kısaca sevgimizde de ilgimizde de denge kurmalı ve onun şahsiyetinin mükemmel bir şekilde gelişmesine yardımcı olmalıyız.
Dengesiz bir sevgi ve aşırı bir baskı ortamında büyüyen gençler evlenip âile yuvası kurduklarında da bu duygusal sıkıntılarını yeni âilelerine taşımaya başlarlar.

 

 


Benzer Konular


Yorum ekle