Anasayfa Güzellik-Moda   Sağlık   Diyet-Spor   Aile-Çocuk   Aşk-ilişkiler  
 
Çocuk Gelişiminde Sevgi ve Güven Duygusu

Çocuklar aileden aldığı güçlü sevgiyle kendine güven duygusunu geliştirir.

Bu sayede hayatta karşılaştığı bir takım güçlüklerle mücadele ederken güçlü ve daha başarılı olurlar.Arkadaşlarına ya da öğretmenine “En güzel anne benim annem” veya “En güçlü baba benim babam” derler, hatta bir çok çocuk “Benim annem senin annenden daha güzel”, “Benim babam senin babanı döver” cümlelerini gururla söylerler.

Çocuğun iç dünyasında güzel anne tanımı sevgi duygusunu, güçlü baba tanımı da güven duygusunu ifade eder. Daha ileri yaşlarda en güzel yemek yapan anne, en güzel giyinen anne, en hızlı araba kullanan baba, topu en uzağa atan baba, uçurtmayı en yükseğe çıkaran baba gözlemleri çocuğu anne-babasında pekiştirdiği sevgi ve güven duygularının daha geliştirilmiş saptamaları olarak karşımıza çıkar.

Annenin sevgi ve şefkati, babanın gücü ve koruyuculuğu çocuğun kişilik gelişiminde çok önemli bir faktörken, çocuk aynı zamanda bu iki duygunun yardımıyla hayatı anlamlandırmaya, tanımaya ve bu iki duyguyu kendi kişilinde oluşturup büyütmeye başlar.

Tüm bu duygu alışverişi esnasında çocuk sevildiğini ve güvenildiğini de hissetmeye gerek duyar. Bütün psikolojik rahatsızlıkların temelinde, sevgi ve güven duygusunun eksikliğinin yattığını biliyor muydunuz?

 
Kreşte Çocuğunuza Nasıl Davranılıyor?

Birçok aile çocuklarını aileden olmayan birinin yanına bırakırken tedirgin oluyor. Bu tamamen doğal ve ortak bir kaygı. Ama iyi haber çocuğunuz konuşmaya başlamamış olsa bile ona kötü davranılıp davranılmadığını öğrenebilirsiniz. Bunu anlamanın üç tane yolu var.

Birinci yol: Kreşteki bakıcıları değerlendirin

Çocuğunuz eve geldiğinide onun davranışlarını inceleyin. Tedirgin mi? Çıldırmış mı? Değişik mi? Bakıcının enerjisine dikkat gösterin. Çocuğunuza ihtiyacı olan ilgiyi göstermiyor olabilir. Çocuğunuza kötü davranıldığını belirten uyarıcı sinyallere kendinizi alıştırın:
Çocuğunuz davranışları şiddetle değişiyor. (çocuğunuz aşırı derecede yapışkan ya da agresif oluyor)
Ağlıyor, bağırıyor ve onu bırakmamanız için yalvarıyor.
Anlaşılmadık yara, çizik ve ezikleri var.
Yemek yemiyor ve gece kabuslar görüyor.

İkinci yol: İletişim

Çocuğunuzu almaya gittiğinizde bakıcısı ile 5 dakika görüşün:
Bugün çocuğum nasıldı? Bir problem oluştu mu? (eğer çocuğunuzun yapmadıklarından yada yaptıklarından şikayet ediyorsa burda bir sorun var demektir)

Üçüncü yol: Gözlemlemek

Birinci yoldaki değerlendirmeye ek olarak kreştekilerin haberi olmadan küçük ziyaretlerde bulunabilirsiniz. Eğer başka ebeveynlerle de iletişim içinde olursanız belirli aralıklarla dönüşümlü bir şekilde ziyaretlerde bulunabilirsiniz.

Bir kaç ek fikir

* İnternetten araştırma yapın. Daha önce kreş ile ilgili bir problem oluşmuş mu yada herhangi bir şikayet var mı kontrol edin.

* Çalışanların özgeçmişlerini okuyun.

* Kreşte çocuğunuzla ilgilenen kişilerden referans isteyin ve referansları arayarak onlarla ile ilgili bilgi alın.

* Eğer hala kuşkularınız devam ediyorsa diğer bir seçenekte dadı tutmaktır. Böylece çocuğunuza birebir ilgi gösterilebilir ve sizde durumu kontrol altına almış olursunuz. Haftalık gelebilecek dadılar olabileceği gibi işiniz olduğunda bir kaç saatlik yada haftada bir kaç kez gelen dadılarda bulabilirsiniz.

 
Çocuğunuzun Kabızlık Sorunu mu Var?

Jennifer Lock oğlunun yaşadığı kabızlık sorunu nedeniyle neler yaşadığını ve nasıl çözüm bulduğunu anlattı. Gelin uzaklardan bir annenin deneyimine göz atalım;

"Ufak çocuklarının tuvalet problemlerinin ebeveynleri neden korkuttuğunu anlıyorum. Yıllar boyunca ebeveynlerin dikkate aldıkları şu çılgın fikire bir göz atalım: 1935 yılında, Amerika Devleti ailelere "bebeğin bağırsak hareketlerini düzenlemek için günün belli saatlerinde bebeğin rektumuna sabun sürün" diye bir öneride bulunmuş.

Çocuğunuza tuvaletini yapmayı öğretmek için bazı verilen tavsiyeler bilimsel değildir ve uzmanlarda çok net cevaplar veremezler. Bu yüzden ailelerin sağ duyularını kullanmaları gerekir.

Bunların hepsini kendi çocuğumun yaşadığı tuvalet problemine bir giriş olsun diye yazıyorum. İki yaşındaki oğlum Ryan bir ara ciddi derecede kabızlık çekiyordu. Aylar boyunca da bu rahatsızlığı devam etti ve lazımlığa oturmuyordu. Eşim ve ben lazımlığa oturması için motivasyona ihtiyacı olduğunu düşündük. Tuvalete oynayabileceği renkli, yapışkan çizelgeler koyduk, şeker ödülleri verdik. Hiçbiri işe yaramadı. Nisan ayında her gece acı içinde kıvranmaya başladı ve kabızlık sorunu devam etti. Bu oldukça ortak bir sorun. İstatistiklere göre 10 bebekten 1'inde bu sorun gözlemleniyor. Ve bu problem bütün ailemizi etkiledi. Ryan çok fazla uyumuyor, iştah kaybediyordu. Sağlıksız bir çocuk olmuştu.  

Bazı çocuklar sinirsel problemlere, tiroite ve bazı alışılmadık nedenlere bağlı kabızlık sorunu yaşayabiliyorlar. Sonunda Ryan'ın pediyatristi ile konuştuk ve bir plan uygulamaya karar verdik. Kabızlık sorununu çözmek çocuğunuzun doktor tavsiyesinde özel bir diyet uygulaması gerekiyor ki, bağırsak hareketleri kontrol altına alınabilsin ve bu sorun bir daha yaşanmasın. Bu kulağa çok kolay gelse de iki ay süren bir aşamadan bahsediyorum.  

Ryan'ın her sabah portakal suyuna doktorun tavsiye ettiği bir ilaç koyduk. Ayrıca 1. gün bir adet çikolata verdik ve bunun içinde de bir ilaç vardı. 2. gün bağırsaklarını boşaltmak için bir sıvı verdik ve bundan nefret etti ama biz de ona içirdiğimiz için mutlu değildik. 3. gün yine doktorun verdiği bir ilaç verdik. Bu 3 günlük programı birkaç kez tekrarladık. Ve ilk haftalar gerçekten cehennem gibiydi. Ama bazı şeyler değişmeye başladı.

Birinci aşama bittikten sonra portakal suyuna o ilaçtan koymaya devam ettik. Amacımız her gün tuvalete çıkmasını ve zorlanmamasını sağlamaktı ve bu amacımıza ulaştık.

Şaşırtıcı bir şekilde 3 hafta içinde Ryan değişik bir çocuk oldu: Geceleri rahat uyumaya, yemek yemeye ve lazımlığı kullanmak için ilgi göstermeye başladı. Şu anda 6 hafta oldu ve hala doktorun tavsiyelerini uyguluyoruz.

Ebeveynler olarak alacağımız ders: "Kabızlık genel bir sorun. Aileler ve çocuklar için de çok zor bir durumdur. Fakat doğru disiplin ve doktor tavsiyesi ile bir kaç hafta içinde çözülebilecek bir sorun olduğunu hatırlayalım."

 
«<1234567>»

Sayfa 1 - 7
AddThis Social Bookmark Button